Çocuğunuzun iş yaşamındaki başarısı doğru oyuncak seçimine bağlı. Çünkü mesleki tercihinin ve başarının arkasında yatan sırlar, çocukluk dönemine kadar uzanıyor.
Bundan yaklaşık iki bin yıl önce, tarihin bilinen ilk oyuncağıyla tanışma şansına sahip olan Mısırlı çocuklar, şüphesiz “kariyer” diye bir kelime duymamıştı. Büyük ihtimalle “büyüyünce ne olacaksın?” türünde bir soruyla da hiç karşılaşmadılar. Ama Mısırlı bir ustanın elinden çıkan o tahta atın başlattığı serüven, günümüz çocuklarının gelecekteki mesleklerine dair ipuçları veren bilimsel bir obje halini aldı. Bu konuda yapılan araştırmalar gösteriyor ki oyuncaklar, çocuklarda belirli yetenek alanlarının gelişmesine yardımcı olan araçlar arasında önemli bir yer kaplıyor.
FBI ajanları (BRUCE WILLIS ve RADHA MITCHELL) bir üniversite öğrencisinin gizemli cinayetini araştırmaktadır. Bu öğrenci insanların kendilerinin kusursuz robot versiyonlarını sahip olmalarını sağlayan yüksek teknoloji ürünü suret olgusunun yaratıcısı olan kişiyle bağlantılıdır. Sağlıklı, iyi görünümlü ve uzaktan kumandalı makineler olan suretler, insanların yerini almakta ve böylece insanların evlerinin rahat ve güvenli ortamından çıkmadan dışarıdaki hayatı yaşamalarına imkan tanımaktadır. Cinayet beraberinde cevap arayışını getirir: maskelerle dolu bir dünyada kim gerçektir ve kime güvenebilirsiniz?
İnsanlığın en büyük düşlerinden biri olan ölümsüzlük, Karayip kıyılarında yaşayan bir denizanası sayesinde gerçeğe dönüşebilir
“Turritopsis nutricula’ adı verilen ve çapı sadece 4-5 milimetre boyunda teknik olarak ”hydrozoan“ olarak adlandırılan bir canlı, ömrünün sonuna geldiğinde ya da yaşamını sürdürebilecek uygun koşulları bulamadığında, denizanasına dönüşmeden önceki evreleri olan ’polip’e geri dönüyor, bir süre sonra da tekrar denizanası oluyor.
Bilim adamları tropikal sularda yaşayan ’Turritopsis nutricula’nın okyanuslara, gemilerin limanlara girmeden önce attıkları safra sularıyla yayıldığını düşünüyor. Uzmanlar ’Turritopsis nutricula’nın hücre yapısında görülen bu değişimi çözebilirse insanoğlu da ölümsüzlüğün de kapısını aralayabilecek.
Sessiz istila…
Ölümsüz olduğu kanıtlanan ’Turritopsis nutricula’nın üremesinin ve çoğalmasının çok hızlı olacağını belirten deniz biyologu Dr. Maria Miglietta, bu türün dünya denizlerine yayılabileceğini ve ve diğer canlı türlerini tehdit edebileceğini ifade ederek, ”Sessiz bir istilaya tanık olacağız“ dedi.
Ben bugün doğdum. Dünya gezegenine gözlerimi buğün açtım. Aradan uzunca bir zaman geçmiş. Herşey değişmiş, herkes gitmiş…
Şöyle bir aynaya bakıyorum da ne kadar da büyümüşüm, daha 6 yaşımda mutfakta ki çamaşır suyunu kafama diktiğim günler geliyor aklıma. ilkokulda ki yaşar öğretmen, orta okulda ki lanet Fen Bilgisi öğretmeni geliyor . Derken liseye geliyorum. Hırçınlıklarım, kabadayılıklarım geliyor aklıma; ne kadar saf ne kadar temizmiş o zaman duygular. Nevzat Şimşek’in “lan armut” babalıkları, Vildan Şimşek’in ana yüreği canlanıyor gözümün önünde. Dedimya çok büyümüşüm çok…
Bir sürü adam tanıyorsunuz hayatınız da, kimileri can dostunuz kimileri can düşmanınız olan, neyin ne olduğunu anladığınız yaşlara geliyorsunuz, Mustafalar tanıyorsunuz, Tolgalar, Mehmetler, Serhatlar, Yusuflar, Mertler, Tanerler, Aliler, Şenollar ve daha nice delikanlı anadolu çocukları… Çokça tecrübeler ediniyorsunuz, Vatanı, Milleti, Devleti düşünüyorsunuz. Üzülüyorsunuz sinirleniyorsunuz…
Ha birde aşk mevzusu var, eğer şanslıysanız onuda yaşıyorsunuz. Ha eğer delikanlıysanız çok emek verip hayatınızı ona göre yönlendiriyorsunuz ve eğer cidden sevginin, tüm evren kanunlarının ilk maddesi olduğuna inanıyorsanız; Yarın oturup çayını içeceğiniz bir Süleyman tanıyorsunuz demektir…
Tüm Müslüman aleminin Ramazan bayramını kutlar, iyilik ve güzelliklere vesile olmasını dilerim.
Ramazan Bayramı, İslam aleminde, oruç tutma ayı olan Ramazan‘ın ardından üç gün boyunca kutlanan dini bir bayramdır. Hicri takvime göre onuncu ay olan Şevval ayının ilk üç gününde kutlanır. Bayramdan bir önceki gün, Ramazan ayının son günü olan arifedir. 2009 yılında Ramazan Bayramı Türkiye’de 20 EylülPazar günü başlamaktadır.
Kökenbilim
Arapça kökenli bir sözcük olan “Ramazan”, “Ramaza” (çok sıcak olma) kökünden gelir. Bunun nedeni muhtemelen Ramazan orucu ibadeti ilk uygulanmaya başlandığında yaz aylarına tekabül ediyor olmasıdır.[1] Bu bayramda ziyaretçilere, şeker sunmak töresi yerleşmiş bir gelenek olduğu için bayrama, Şeker Bayramı da denir.
Arapçadaki adı ‘Ayd-ül El-fitr’dir (Arapça: عيد الفطر). Fitr kelimesi Arapça’da kahvaltı anlamına gelir ve ramazanın bitimiyle birlikte yapılan ilk kahvaltıyı ifade eder. Ramazan bayramı oruç süresinin bitmesi dolayısıyla yapılan bir tören niteliğindedir. Ramazan Bayramı, Malezya ve Singapur‘da Hari Raya Aidil Fitri, Endonezya‘da Idul Fitri veya Lebaran, Bangladeş‘te iseShemai Eid olarak da anılır.
Tarihi
Ramazan Bayramı, Hicret‘in ikinci yılından sonra kutlanmaya başlandı. Bu bayramda yapılması gereken tüm törenler ve ibadetler Hazreti Muhammed s.a.v. tarafından düzenlendi. İlk ramazan bayramıyla ilgili işlemler de onun tarafından yapıldı.
Özellikleri
Ramazan bayramının üç ayrı özelliği vardır:
Müslümanlar zekat görevini bu bayramda yerine getirir.
Müslümanlar arasında karşılıklı görüşme, barışma ve birbirini ziyaret etme ve hediyeleşme adettir.
Müslümanlar bu bayramda, özellikle bayram namazından sonra yakınlarının kabirlerini ziyaret ederler.
Ramazan Bayramı, Ramazan ayı boyunca tutulması farz kılınan orucun da sonunu ifade eder. Ramazan ayı biterken, oruç da biter ve Ramazan Bayramı’nın ilk günü olan Şevval ayının birinci gününde oruç tutulmaz.
Ramazan Bayramı’nın bu ilk gününde camilerdebayram namazı kılınır. Bayram namazını yalnız erkekler kılar. Bayram namazından sonra ise hutbe okunur. Namazın bitmesiyle bayrama girilir. aile ve arkadaş ziyaretleri, çeşitli eğlenceler gibi. Ayrıca Ramazan Bayramı boyunca müslümanlar, ziyaretlerle birbirlerinin bayramını kutlar.
Türkiye’de Ramazan
Ramazan ayı ve bayramının İslam ve Türkkültüründe önemli bir yeri vardır. Ramazan ayı boyunca Türkiye genelindeki büyük camilerin minareleri arasına mahya denilen ışıklı süsler asılır. Ramazan ayının ilk günlerinde genelde “Hoşgeldin ya Şehri Ramazan” benzeri mesajlar gösteren bu süsler, Ramazan ayı boyunca her gece farklı bir mesaj göstermesi için değiştirilir. Ramazan bayramından birkaç gün önce mahyalarda genellikle “Elveda” benzeri uğurlama mesajlarına yer verilir.
Ramazanın son haftasında bayrama hazırlık olarak evler temizlenir, bayramlık elbiseler dikilir. Anadoluköylerinde, ramazan bayramında şenlikler düzenlenir. Davul, zurna, kemençe gibi yerli çalgılar çalınır, halk oyunları oynanır. Bazı yerlerde bayramda yoksullara yemek yedirilir. Şehirlerde, özellikle askerî birliklerin bulunduğu bölgelerde bayramın gelişi topla bildirilir, bayram günlerinin belli saatlerinde (genellikle namaz vakitlerinde) top atılır.
Türkiye’de Ramazan ayı ve bayramıyla özdeşleşen bir başka kültürel öğe de gölge oyunudur. “Hacıvat ve Karagöz” ile gölge oyunu Türk kültürünün önemli bir parçasını oluşturur. Eski zamanlarda, gölge oyunu ramazan gecelerinde insanların en büyük eğlencesini oluşturmaktaydı. Aileler iftardan sonra toplanıp gölge oyunu izlemeye giderlerdi. Her ne kadar bugün bu gelenek pek revaçta olmasa da, halâ Ramazan ayı ve bayramıyla özdeşleşmişliğini korumaktadır. Ramazan’a ilişkin her türlü etkinlik ve çalışmada, gölge oyunu ve karakterleri en baş figürler olarak yer almaktadır.
Ramazan bayramı ailelerin bir araya gelip beraberce eğlendiği, etik anlamda ailenin önemini vurgulayan bir bayramdır. Herkes çok özenli giyinir. Çocuklar bayramlıklarını giyerler. Ramazan Bayramı’nda ailelerin genç bireyleri daha yaşlı olan bireyleri ziyaret eder. Büyüklerin elleri öpülür. El öpen çocuklara büyükleri harçlık verir. Tatlılar, şekerler, çikolatalar ikram edilir. Baklava en çok sevilen ve ikram edilen tatlılardan biridir. Ayrıca küs olanların bayram sebebiyle barışması da bir gelenektir.
Ramazan Bayramı boyunca (3 gün) nüfusunun çoğunluğu müslüman olan ülkelerde genellikle resmî tatil ilân edilir.
Çin’in Nanjing kentindeki gözlemevinde çalışan bilim adamları ve öğrenciler, bu yazki güneş tutulması sırasında 40 dakika boyunca bir UFO’nun görüntüsünü çekmiş.
Purple Mountain Gözlem evi ve Çin Bilimler Akademisi Üyesi JI Hai Sheng, 22 Temmuz’da yaşanan güneş tutulması sırasında 40 dakika boyunca gözlemlenen cismin kayıt altına alındığını belirtti.
Gözlemevi astronomları ve öğrenciler tarafından gözlemlenen cismin fiziksel yapısı net bir biçimde görülmektedir. Tartışmaya konu olan cismin öğrenciler tarafından çekilen kaydı Çin medyasında yayınlandı. Gözlemevi tarafından kayda alınan görüntüler henüz yayınlanmazken kayıtlar hakkında inceleme yapılacağı belirtildi.
Çok sayıda tanığın ve birden fazla video kaydının olduğu haber dünya medyasında da geniş yankı buldu.
IN THEATRES OCTOBER 16, 2009
In the city that never sleeps, love is always on the mind. Those passions come to life in NEW YORK, I LOVE YOU a collaboration of storytelling from some of todays most imaginative filmmakers and featuring an all-star cast. Together they create a kaleidoscope of the spontaneous, surprising, electrifying human connections that pump the citys heartbeat. Sexy, funny, haunting and revealing encounters unfold beneath the Manhattan skyline. From Tribeca to Central Park to Brooklyn the story weaves a tale of love as diverse as the very fabric of New York itself.
Starring in order of appearance: Bradley Cooper, Hayden Christensen, Andy Garcia,Rachel Bilson, Natalie Portman, Irrfan Khan, Emilie Ohana, Orlando Bloom, Christina Ricci,Maggie Q, Ethan Hawke, Anton Yelchin, James Caan, Olivia Thirlby, Drea De Matteo,Julie Christie, John Hurt, Shia LaBeouf, Ugur Yucel, Taylor Geare, Carlos Acosta, Shu Qi,Chris Cooper, Robin Wright Penn, Eli Wallach, Cloris Leachman
Tüm insan hayatları böyle değil tabiki. Bazıları kibrit olarak bazıları da sigara olarak gözlerini yumarlar hayata. Benim ki hangisi bilemiyorum. Fakat sigaraya yakın gözüküyor. Dünya üzerinde yaşamların devamı için hep bir telkini olmalı insanın. Onu yapmalı, şunu yapmalı ya da bunu yapmalı! Birde telkini olmayanlar var tabiki, zamanlarının hepsini düşünerek geçirir bu telkinsizler; ne kimseyle paylaşabilirler bu düşüncelerini, ne de vaz geçebilirler. En iyisimi her şeyi oluruna bırakmaktır çoğu zaman. Toplum dışı düşünce yapısı, öyle durakta ki insanların uzağında otobüs beklemeye de benzemez. Belirsiz bir haldir bu hal…
Ertesi gün sabah olur, yaşamak için düşünmemeye başlar artık insan. Ya ayak uyduracak ya da bu karmaşada yok olacaktır. Hemen de pes etmez, çaresizce planlar kurmaya başlar. Sonucunu en ufaktan bile kestiremediği onlarca plan. Günün birinde bu planlarda işe yaramayacaktır artık. Dış kapının dış mandalı olmuş şizofreni, git gide yer etmeye başlar aklında. Sığınacak, korunacak bir şey arar istemsiz olarak. Şanslıysa bulacaktır ama, işler yolunda gitmediği zaman dış hatlara kapalı olan beyni daha fazla enerji harcamak zorunda kalacaktır.
Önemsiz sigaralar, dünya gezegeninde işte böyle yaşamaktadırlar. Onların bu anlatılmayan, gizli ve sorgusuz hayatları başta da söylediğimiz gibi ikiye ayrılıyor; ya sigara olarak şansını bekleyeceksin ya da kibrit olup bir sigara daha yacaksın…
Dünya denilen bu ufak yerleşke insan oğlunun başına her zaman türlü dertler açmıştır. Bir yanda insani ihtiyaçlar, diğer yanda bitmek tükenmek bilmeyen zalim eğoizm ve savaşlar. İşte her hareketimiz, her tavrımız, her küskünlüğümüz bu sebeplerden…
Daha dün gibi hatırlayamayız dünyanın geçmişini. Neden? Çünkü birde bencilizdir bizler. Buna acizlikte eklenince farkında olan kişiye çok komik gözükür dünya. Sizede komik görünmüyor mu? Görünüyorsa ne mutlu :) -Göremiyorum kör oldum- diyorsanız ne acı :(
Ben hayatım boyunca hep gelecek taraftarı olmuş bir insanım. Daha doğrusu hiç bilinmeyen bişeyi ilk defa gördüğüm de, tattığım da ya da kokladığımda en büyük hazzı teneffüs etmiş olurum. Cümle içinde kullanacak olursak, “Buğün elleri ve kulakları olan bir sehpa ile yürüyüşe çıktım.” Bu imgesel soyutlar imkan (hayalgücü) dahilinde çogaltılabilir.
Hani çok sıcak bir yaz günü, tek şeritli bir otobanın hemen yanı başında derme çatma içinde türlü lüzumsuzlukların satıldığı garip dükkanlar vardırya. İşte kendimi aynen öyle hissediyorum. Camlardan içeri yağan toz güneşi ve sıkıcı sinek vızıltıları gibi…
Bu tarz düşünceleri sakın evde tek başınıza denemeyin :)